kendimi çok değersiz, reddedilmiş ve tongaya düşürülmüş hissediyorum. yalnız başıma kalıp bir süre kendime yaslanarak ve kendime şefkat verip farkındalığımı yükselterek geçirmek istiyorum. tongaya düşürülmüş, aptal yerine konmuşluk hissinden nefret ediyorum. öyle bir şey oldu mu ondan da emin değilim. reddedilmişlik ise kendimi ne kadar verici, sunucu olarak gördüğümle alakalı. ben 28 yaşında, sınırlarımı çok iyi çizen ve bunların arkasında duran, saftiriklikten kurtulmuş biri olmak istiyorum. puştluğu ve orospu çocukluğunu 10 km'den tanıyıp ondan uzak duran. kendimi ve içimdeki güzelliği ve iyiliği önüme gelene sunmayan. belki daha asık suratlı ama kuşkusuz daha korunaklı.
gerçekten kalabalıktan aşırı sosyal olmaktan nefret ediyorum. içe çekildiğim dönemlerde mutluyum.
olmayacak insanların peşinden gitmek huyum artık beni çok bunalttı.
bana yazık değil mi? bu ülke güler yüzlü insanların küçük ve hor görüldüğü bir ülke. neden üzüleyim ben? yazık değil mi bana? bir yıl içim kan ağlamadı mı, bir yıl delirdiğimi düşünmedim mi? bana yazık. o yüzden aptal saptal işlerin peşinden üzülmek yok. hayatta beni Allah ve mantığım hiç yalnız bırakmadı ve huzur ve konfor sundu.
bana yazık artık. o yüzden önce ben. ben ne istiyorum? ne beni mutlu ediyor? ne yaparsam BENİM faydama? sorularım bunlar.
insanlardan etrafımdaki delilerden ve şeytanlardan iğreniyorum. gerçek bir yabancılaşma ve mide bulantısı kaplıyor içimi.
öğrendiğim bir şey var. ben ne zaman ruhumu dinlesem mutlu oluyorum ve ne zaman ruhumu susturmaya çalışsam aynada kendime bakamaz hale geliyorum. kendimi hem küçük düşürüyorum hem de kendime çok yabancı geliyorum.
ben kimim. ben ruhumun sesiyim. iç sesimim. benim ruhum bilge. ben ruhumun sesini dinleyerek yaşamak istiyorum. ruhumun sesini dinleyeceğim. uzaklaşmam gereken yerlerden uzaklaşacak, odaklanmam gereken şeylere odaklanacak, önceliğimi kendim ve ailem ve işim ve üstlenmeyi sevdiğim ve bana iyi hissettiren sorumluluklarım yapacağım. ben beni İYİ HİSSETTİREN insanları önceliğim yapacağım.
şeytanlığı öğreneceğim diye şeytanlarla aynı masada oturmak kendime zulüm ediyormuşum gibi hissettiriyor. bu zulmü kendime yapmayacağım.
mesafe insan ilişkilerinin şifasıdır. mesafemi koruyacağım, uzaklaşacağım. bunu sessizce ve davranışlarımla yapacağım.
özel hayatımı, sırlarımı, içimi koruyacağım.
evliyalık rolünden sıyrılıp BENİ NE MUTLU EDER onu araştırıp bulup onun peşinden gideceğim.
bir süredir yalnızlık beni çok mutlu ediyor.
çünkü kendine yaslanan dik yürür.
çünkü kendime yaslanırsam güvendeyim. ve bu sağlıksız bir yerden gelmiyor. aksine günümüzün koşulları, ETRAFIMA ÇEKTİĞİM İNSANLAR deli, entrikacı ve ruhen sağlıksız. kendimi korumak için, İNSANLARA BAĞIMLI OLMAMAK İÇİN, içimi açacaksam yazarım.
içimi açacaksam yazarım çünkü sözcükler bana ihanet edemez. insanlara güvenmiyorum. Ama Allah beni korur bunu biliyorum.
Hayat akıllıca korunaklı ve sade yaşanması gereken bir yer.
Bana ait olmayan sorumsuz delilerin yükünü çekmeyeceğim.
2025 mucize yılıydı, 2026 sistem yılı olacak. Ben özüme döndüm, ruhum ruhuma tekrar üflendi ve unuttuğum ne varsa hatırlıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder